• DOLAR
    $1.080,6600
  • EURO
    $0,2536
  • ALTIN
    $29.586,0000
  • BIST
    1,2168
Rektör Karakaş, salgının sosyolojisini anlattı

Rektör Karakaş, salgının sosyolojisini anlattı

 

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü ve Sosyal Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKUSAM) tarafından düzenlenen “Sosyoloji Konuşmaları” kapsamında Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Kovid-19 salgınının sosyolojisini anlattı.

Çevrim içi gerçekleştirilen programda AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, salgının sosyolojisini sağlık, eğitim, siyaset, ekonomi, dini yaşam, ev hayatı, aile ve birey-toplum ilişkisi gibi alt başlıklarla çok yönlü olarak değerlendirdi. Tarihin farklı zaman dilimlerinde bütün toplumları etkileyen büyük kırılmaların yaşandığını aktaran Karakaş, “Bu büyük kırılmalar, büyük dalgaları ve arayışları beraberinde getirmiştir. Bu arayışları incelediğimizde toplumsal dünyayı dönüştürecek nitelikte oldukları görülecektir. Özellikle tarihte yaşanan savaşlar, felaketler, buluşlar veya büyük gelişmeler gibi kırılmalara yol açan, toplumsal dünyada dalgalar yaratan ve bunun sonucunda da birtakım arayışlar neticesinde, yeni toplumsal düzenlerin kurulduğunu ve buna bağlı olarak büyük değişim ve dönüşüm süreçlerinin yaşandığını biliyoruz. Büyük değişim ve dönüşümlere yol açan büyük kırılmalara kaynaklık önemli faktörler vardır, ancak bunlar içerisinde en etkili faktörler, dünyanın ortak yaşamış olduğu bunalımlardır” diye konuştu.

“HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK MI?”

İçerisinde yaşadığımız küresel dünyanın büyük imkânlarla birlikte büyük riskleri de barındırdığını ifade eden Karakaş; “Kovid-19 virüsünün yol açtığı salgının tüm dünyayı bireysel ve toplumsal bağlamda etkilemiş olması ve bunun neticesinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan etmesi, Kovid-19 salgınıyla tüm dünyanın ortak bir bunalım yaşadığına işaret etmektedir. Küresel düzeyde bir bunalım hali gözlemliyoruz. Başlangıçta bu durum değerlendirilirken artık ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ söylemi hâkimdi, adeta slogana dönüşmüştü. Bu söyleme karşı tepkiler de vardı. Gerçekten de hiçbir şey eskisi gibi olamayacak mı yoksa statüko devam mı edecek? Bunu zaman gösterecek ama değişimin emarelerini ve bazı şeylerin değişeceğinin göstergelerini şimdiden gözlemliyoruz” dedi.

BAKTIĞIMIZDA ÇOK UZUN BİR ZAMAN GEÇMİŞ GİBİ BİR HİS OLUŞUYOR

Kovid-19 sürecini anlatan Karakaş, şunları kaydetti: “Kovid-19 salgınının serüvenini biliyoruz. 2019 yılının sonlarında Çin’de ortaya çıktığı ifade edildi. Bugün ise Çin’de ortaya çıkmadığına dair başka türlü açıklamaların da yapıldığını biliyoruz. Ancak haber akışı ve bilgilendirme süreçlerine baktığımız zaman böyle bir hikâye ile karşı karşıyayız. Esas olan ise 2019 yılının sonunda ortaya çıkması, 2020’de bütün dünyayı etkisi altına alması ve 2021 yılına da miras olarak kendini devretmesidir. Bizi doğrudan etkileme sürecine dikkat kesildiğimizde ise 1 yıla yakın zaman diliminde pek çok şeyin gerçekleştiğini görüyoruz. Salgın sürecine geri dönüp baktığımızda çok uzun bir zaman geçmiş gibi bir his oluşuyor. Bu, büyük ihtimalle karantinanın getirmiş olduğu kapatılma ve kısıtlanma hallerinden kaynaklanıyor olabilir. Aslında günümüzde zamanın çabuk geçtiği tanımlarında bulunuruz fakat bu sürecin sanki çok uzun bir süreçmiş gibi algı yarattığını da hissediyoruz.”

 

Salgının tek başına bir sağlık sorunu olmadığını, toplumsal dünyanın tüm düzenini tehdit edici bir etkisi olduğunu belirten Karakaş, “Aslında salgının sosyolojisinden söz etmemizin en temel nedeni de budur. Toplumsal yaşamın bütün boyutlarında kendini gösterdiğini ve bu alanları sarstığını ve neredeyse bütün bireysel ve toplumsal kalıplar ile düzenin bu süreçten etkilendiğini görüyoruz. Başlangıçta sadece sağlık sorunlarını çözme anlamındaki arayışlar, beraberinde farklı alanlardan neden olduğu sorunların çözüm arayışlarını da getirdi” ifadelerini kullandı.

 

SALGIN YAŞAMIN BÜTÜN BOYUTLARINI ETKİLİYOR

 

Salgın sürecindeki arayış ve sorgulamalara bakıldığında, yapılan yayınlarda ve tartışmalarda, televizyonlardaki açık oturumlarda, gündeme getirilen meselelerde; hem bugünü tanımlayan hem de geleceğe ilişkin değerlendirmeleri içeren 3 öngörüden bahseden Karakaş, sözlerine şöyle devam etti: “Birincisi, salgın sadece sağlık sistemini değil yaşamın bütün boyutlarını da etkilemektedir. İkincisi, salgın sonrası hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır. Üçüncüsü ise salgın sonrası yeni yaşam, yeni normallerle devam edecek ve şekillenecektir. Bu 3 öngörü ve önermeyi, salgının bütün boyutlarını içerecek şekilde ilişkilendirebileceğimiz önermeler olarak değerlendiriyorum. Kuşkusuz bu önermelerin yaratacağı etkileşimler önemli bir değişim sürecinin kapısını aralayacaktır. Kapısı aralanacak değişim sürecinde, hem pandeminin kendi gücüyle yarattığı atmosfer var hem de sonu iki yüzyılı aşkındır yaşanan modern ve postmodern zamanın ruhunun oluşturduğu etkiler var. Bunları bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, belki bu salgının sonuçları üzerinde daha geçerli ve isabetli analizler yapabiliriz diye düşünüyorum.”

SALGIN HASTALIKLARIN RİSK KAPASİTESİ OLDUKÇA YÜKSEK

İçinde yaşanılan zaman diliminin, risk kapasitesi oldukça yüksek felaket ve afetleri içeren bir zaman dilimi olduğunu vurgulayan Karakaş, şunları kaydetti:“Sadece bunu 2020 ile sınırlandırmayalım. 2020 yılına dair çok çeşitli değerlendirmeler var. Ancak risk, korku ve güvensizlik gibi kavramların sosyologların uzun zamandır gündeminde olduğunu biliyoruz. Büyük risk kapasitesi olan felaket ve afetler; toplumsal yaşamın çeşitli boyutlarını doğrudan etkileyen gelişmelerdir. Bugün yaşadığımız süreçte görülen afet ve felaketlerin risk kapasitesi yüksek olan gelişmelerine baktığımız zaman, salgın hastalıkların risk kapasitesinin diğerlerine göre oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Salgın hastalıkların dışında da risk kapasitesi yüksek olan toplumsal dünyayı etkileyen gelişmeler mutlaka var. Ulrich Beck, yaşadığımız dünyayı risk toplumu olarak tanımlıyor. Bunlar arasında da salgın hastalıklara önemli bir yer verdiğini biliyoruz. Doğrusu gerçekten de içinde yaşadığımız süreçte salgın hastalıkların risk kapasitesinin oldukça yüksek olduğuna şahit olduk. Tabi buna küreselleşme sürecinin araçlarının gücü eklendiğinde gelişmelerin hızlı bir şekilde dünya ölçeğinde yayıldığını görüyoruz. Kovid-19 virüsünün dünya ölçeğinde 6 aylık kısa bir dönemde tüm dünyayı neredeyse etkisi altına almış olması bu hızı göstermektedir. Dolayısıyla risk toplumu söylemiyle küreselleşme söylemi bir araya gelip ilişkilendirildiğinde riskin yayılma hızının ve etki çarpanının arttığını görüyoruz. Çünkü küreselleşme, araçları itibariyle hem olumlu gelişmeleri hem de olumsuz gelişmeleri çok hızlı bir şekilde dünya ölçeğinde yaygınlaştıran bir süreçtir.”

 

TOPLUMSAL BÜNYELER İNSAN BÜNYESİ GİBİ TEPKİ VERİR

Toplum yapılarının mekanik yapılar olmadığını, insan gibi etkilenen değişen, dönüşen yapılar olduğunu belirten Karakaş, şunları söyledi: “İnsana sert bir müdahale olduğunda bünye nasıl ani bir karşılık verirse, toplumlar da sert darbeler karşısında, şoklar karşısında ya da ani yaşanan zorluklar karşısında anlık tepki verirler. Bu tepki bizler açısından çok önemlidir. Sosyologlar etkenlere ve sonuçlara bakarak olgu ve olaylar üzerinde değerlendirmeler yapar. Olayın başlangıcını, sonucunu değerlendirerek açıklar. Yani bunu sadece ikili karşıtlık temelinde değil de ilişkisellik çerçevesinde de bir bütün olarak analiz etmeye çalışır. Bu bağlamda salgın, önemli bir neden olarak toplumsal bünyeye etki etmekte, toplumsal bünyenin vermiş olduğu tepkiyle de birtakım sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Ani ve büyük ölçekli değişim dalgaları, toplumsal dünyada, toplumsal yaşamda her zaman birtakım önemli sonuçlar doğurmuştur. Ortaya çıkan sonuçların bir kısmının olumlu bir kısmının ise olumsuz sonuçlar olduğunu görürüz. Dolayısıyla içinde yaşadığımız zaman diliminin değişkenleri, toplumsal dünyayı birçok büyük riskle karşı karşıya bırakmaktadır. Salgın, bunun içerisinde bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM