• DOLAR
    $1.712,99
  • EURO
    $0,3728
  • ALTIN
    $23.285,23
  • BIST
    1,0180
Saban Korkmaz
Saban  Korkmaz
sabankorkma@afyonhisargazetesi.com
         MUHABBET KÖPRÜLERİ
  • 0
  • 283
  • 18 Ocak 2021 Pazartesi
  • +
  • -

 

Birbirinden uzaklaşmış kalpleri bir araya getirmenin en güzel yolu karşılıksız, hiçbir şey beklemeden hediyeleşmedir.

Hediye bir sevgi vasıtası olarak, karşılık beklemeden Allah rızası için verilen bağıştır. Kendine gelene hediyeleri kabul eden ve hediyeye karşılık veren Peygamberimiz (Tirmizi), “Hediyeleşin” buyurarak, hediyeleşmenin kalpteki kötü duyguları gidereceğini bildirmiş, küçük de olsa verilen hediyeyi fakir görmemeyi öğütlemiştir. (Tirmizi)

İlla ve illa hediye vermek öylesi özel günleri beklemeye gerek yoktur. Hediyenin mutlaka maddi değeri yüksek olan bir şey olması gerekmediği gibi, böyle bir beklenti içerisinde olmak da doğru değildir.  “Az veren candan, çok veren maldan” “Çam sakızı çoban armağanı” gibi atasözlerimiz hediyenin maddi değerinden ziyade manevi değerinin önemli olduğunu ifade eder.

Müslüman kardeşimize gösterdiğimiz bir tebessüm, bir güzel hediye olabilir. Bu bilinçle, ailede, arkadaşlar, komşular ve akrabalar arasında yapılan hediyeleşmeler birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştıracak birer vasıtadır.

Zenginlerin fakirlere yönelik hediyeleri de Müslümanlar arasındaki kardeşlik ve muhabbet bağlarını kuvvetlendirecektir. Gereksiz yere çok büyük hediyeler vermek ve hediyeden karşılık beklemek, hediyeleşmenin ruhuna aykırı samimiyetsiz tutum ve davranışlardır.

&&&

GÜZEL BİR MÜNACAAT

Yerlerle göklerin sahibi olan yaratıcı, rızık kapılarını hiçbir kimseye kapatmaz. O’nun ilim denizi karşısında iki cihan bir damla su gibidir. Bütün günahları bilir ve görür de yine de kullarına sabır ve anlayışla yaklaşır. O’nu bilmeyen varlık yoktur, huzurunda açık ve gizli aynı tondur. Ol emriyle evren oluverdi.

Evet, uçsuz bucaksız evreni O yoktan var etti. Kudretiyle varı yok eder, alıp mahşerde buyur eder. Cümle âlem ilahlığında hem fikirdir ve fakat onu mahiyetini bilmekte çaresizdir. Ne insanlar büyüklüğünü, ne de gözler vasıflarını anlayabilir. Ne Anka kuşu zatının semasında uçabilir, ne de akıl zatının özünü açıklayabilir. Girdabında binlerce gemi batmış ne ki hiç birinin tek tahtası bile kıyıya vurmamıştır.

Gece gündüz O’nun hakkında derin düşüncelere daldım. Bir ara dehşet kolumdan yakalayıp “Kendine gel, evreni kuşatan bu yüce varlığı küçücük aklınla nasıl anlayacaksın!” deyip beni uyardı.

Evet, anladım ki zatını yine ancak kendi bilir ve bu mahalde asla akla geçit yoktur. Her şeye rağmen ey bu yolda yürümek isteyen kişi! Önce seni geri getirecek akıl atının sinirlerini tamamen çekiver. Sonra gönül aynasına sık sık bak ve her türlü dilekten adım adım arın.!

Yukarıdaki münacaatı Allah dostlarından Sad-i Şirazi (k.s.)Hazretleri dile getirmiş. Ne güzel söylemiş. Okuyan bir kere daha okuyor ve silkinerek kendine gelmeye çalışıyor. Rabbim, yaşımız, başımız ne olursa olsun tez zamanda kendimize gelmeyi ve Yüce Yaratan’a gereği gibi kul olmayı cümlemize nasip eylesin inşallah. Âmin.

ÖNEMLİ BİR HADİS:

“Her yedi günde bir saçını ve bedenini yıkayarak banyo yapması, Allah’ın bütün Müslümanlar üzerindeki bir hakkıdır.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • YENİ
  • YORUM