• DOLAR
    $2.575,9900
  • EURO
    $0,8784
  • ALTIN
    $40.579,8200
  • BIST
    1,2125
Depreme hazır değiliz

Depreme hazır değiliz

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Neoldum, Jeoloji Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odası ile birlikte İzmir’de yaşanan deprem felaketini değerlendirdi. Neoldum, bugün yaşananların ülkemizin depreme hazır olmadığını gösterdiğini belirtti.

İzmir’de meydana gelen depremin ardından gözler kentsel yapılaşmaya çevrildi. konunun bir numaralı muhatapları İnşaat Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odası ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Neoldum, kolonlarda ve kirişlerde yapılan tahribatlara dikkat çekerek, İzmir’de meydana gelen depremde göçen binalardan 5 tanesinin sandviç tipi bir göçük olduğuna dikkat çekti.

Neoldum, “Yıkılan Binaların Göçme Tiplerine dikkat çekecek olursak; Sandviç Tipi Göçmeler, Alt Katlarda Kısmi Göçmeler( Düşeyde kısmi göçme), Yatayda Kısmi Göçme şeklinde kendini göstermektedir.  Yıkılan binaların 5 tanesinin sandviç tipi, döşemelerin birbiri üzerine oturmasıyla oluştuğu görülmüştür. Bu tip bir göçmede, göçme nedeni malzeme eksikliği/uygunsuzluğu, güçlü kolon zayıf kiriş prensibinin uygulanmaması, yetersiz eleman dayanımı, yumuşak kat veya uygulama hatası gibi nedenlerin bir veya birkaçının göçme nedeni olması mümkündür.  Alt Katlarda Kısmi Göçmeler (Düşeyde kısmi göçme) yıkıma uğrayan yapıların bir çoğunun zemin katları dükkan ve otoparklardan oluşmaktadır. Zemin katlarda yatay rijitliğin üst katlara göre zayıf olmasının sonucu olarak yumuşak kat temelli göçme mekanizmaları oluşmuştur. Yatayda Kısmi Göçme Hasarları, Yıkıma uğrayan binaların bir tanesinde muhtemelen kenar düşey taşıyıcı eleman veya elemanlarda zayıflık, yanlış tasarım veya üretimin sonucu bir göçme görülmektedir” dedi.

“HER DEPREMDE BÜYÜK ACILARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Bugün yaşananların ülkemizin depreme hazır olmadığını bir kez daha gösterdiğini kaydeden Neoldum, “Depreme hazırlıklı olmamız gerekirken, her deprem sonrasında büyük acılarla büyük maddi kayıplarla karşı karşıya geliyoruz. Deneyimlerimizden, yaşadıklarımızdan, hepimizin içerisinde bulunduğu yapıların depreme güvenlikli olup olmadığını bilmiyoruz çünkü depreme karşı hazırlıklı olmak sağlıklı güvenlikli yapılarda yaşamak ve bireysel olanaklarımızla alacağımız önlemlerle sınırlı değildir.  Depremin yol açtığı hasarı zararı en aza indirgemenin yolu bilimsel teknik gerekliliklerin tüm kriterlerini harfiyen yerine getirmekle mümkündür. Deprem bir doğa olayı. Bir doğa olayını engelleyemeyiz ama gerekli önlemleri alırsak vereceği zararı vereceği hasarları yaratacağı rant kayıplarını en aza indirgeyebiliriz. Deprem ve benzeri afetlerin açacağı zararları en aza indirgemenin bir tek yolu vardır. Yer seçiminden başlayarak, içinde yaşadığımız binaların hasarların inşa ve denetim süreçlerinde kamusal denetimin mutlaka sağlanılması deprem öncesi deprem esnası ve sonrası yapılacakların planlanması ve bu planların gereklerinin harfiyen yerine getirilmesidir. Sağlıklı güvenlikli yapılarda yaşam hakkı en temel insan haklarından birisidir. Bu nedenle deprem ve benzeri afetlerin yol açacağı zararları hasarları en aza indirmek devletin asli görevlerinden birisidir. Deprem ve benzer afetleri en aza indirmek için biraz önce saydığım halkanın bir bütün olarak gerekliliklerin yerine getirilmesi gerekir. Deprem öncesi deprem esnası ve sonrası yapılacaklardan herhangi birisinde bir aksaklık olması bu tür acı sonuçların yaşanmasının temel nedenidir. Deprem ve benzeri afetlere hazırlık, bir devlet politikasının kararlı bir şekilde uygulanması ile mümkündür” dedi.

“İMAR PLANLARI AFET RİSKİNE GÖRE HAZIRLANMALI”

Yer seçiminden başlayarak imar planlarının afet riskine göre hazırlanmasının önem arz ettiğini kaydeden Neoldum, “İçinde yaşadığımız binaların tasarım, inşaa, denetim ve bakım süreçlerinin rant amaçlı yaklaşımlarla sürdürülmesi, depremlerin yıkıcı sonuçlarla karşımıza çıkmasına neden olmaktadır. Depreme dayanıklı yerleşim alanları ve yapılar tasarlamanın, üretmenin, deprem hasarları ve can kayıplarının azaltılmasının bilinen tek yolu, mühendis, mimar ve şehir plancılığı hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde uygulanmasıdır. Bu çerçevede; Denetimsiz ve kaçak yapılaşmaya derhal son verilmelidir. İmar afları devlet marifetiyle tekrar gündeme getirilmemelidir” dedi.

“EYLEM PLANI ACİLEN UYGULAMAYA KONULMALI”

“Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı”nın acilen uygulamaya konulması gerektiğini kaydeden Neoldum, “ Mevcut yapı denetim sistemi, zeminle ilgili mühendislik çalışmalarının arazi denetimlerini kapsamalıdır. 2011 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla uygulamaya konulan “Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı” geciktirilmeden uygulamaya konulmalıdır. Başta Hastaneler, Okullar ve Kamu binaları olmak üzere kentimizdeki tüm kaçak, imara aykırı ve deprem riski içeren yapıları tespit etmek için il genelinde bir envanter çalışması yapılmalıdır. Deprem Master Planı yenilenmelidir. Tüm paydaşlarla birlikte il genelinde öncelikli risk grubunda yer alan yapıları belirleyerek, bu yapıların güçlendirilmesi veya yıkılıp yeniden yapılması sağlanmalıdır. Yapı tasarım, üretim ve denetim süreçlerinde meslek odalarını denetim uygulamalarında etkin olarak yer alması sağlanmalıdır” dedi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM