• DOLAR
    $1.209,31
  • EURO
    $0,4004
  • ALTIN
    $16.504,33
  • BIST
    1,0411
‘Bu gidişle dışarıdan sütte ithal etmeye başlayacağız’

‘Bu gidişle dışarıdan sütte ithal etmeye başlayacağız’

Üretici sektörden çıkıyor… Süt inekleri kesime gönderiliyor…

Babası Ertuğrul Çağlayan ile beraber işlettikleri Çağlayan Şarküteri’de sorularımızı yanıtlayan Hasan Çağlayan: “Süt üretimi azalmaya başladı. Böyle giderse biz sütü bile dışarıdan ithal edecek duruma geleceğiz. Çünkü dişi hayvanlar kesiliyor, çok aşırı derecede bir kesim var. İnsanlar bu sektörden çıkıyorlar. Küçük de çıkıyor büyük de çıkıyor. Dolayısıyla süt bulamayacağız bu gidişle dışarıdan sütte ithal etmeye başlayacağız.”

Hayvancılıkta girdi maliyetlerinin artması çiğ süt üreticilerinin sektörden çekilmesine sebep oluyor. Bir litre sütün desteklemelerle birlikte 8-9 liraya satıldığı sektörde, günden güne artan maliyetleri karşılamakta zorlandıklarını belirterek, süt ineklerini kesime gönderirken marketlerde ise süt ürünleri el yakıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) belirlediği süt fiyatları hayvancılık sektörünü ayakta tutmaya yetmezken, hem hayvancılık sektörü hem süt ürünleri satanlar piyasa şartlarından oldukça dertliler.

HAYVANCILIĞIN ZOR BİR DÖNEMİ BU DÖNEMLER

Zeytinyağı, bal, yumurta, peynir, tereyağı, süt gibi şarküteri ürünlerinde giderek artan oranlarda fiyat artışları yaşanırken, Afyon kent merkezinde aile işletmesi olarak açtıkları Çağlayan Şarküteri’de süt ürünleri satışı yapan Hasan Çağlayan, içinde bulunduğumuz dönemi şöyle özetliyor: “Hayvancılığın zor bir dönemi bu dönemler. Bizim de bırakma sebebimiz budur. Ekonomik sıkıntı, sütün para etmemesi, sütün değerinde satılmaması, yemlerin pahalı olması, girdi maliyetlerinin çok yüksek olması. Süt piyasası ile bizim üretim yaptığımız sektörün çok dengesiz ve arasında makas olmasından dolayı hayvancılık sektörünü bıraktık ama süt ürünlerinin satışını ve üretimini yapıyoruz.”

Babası Ertuğrul Çağlayan ile beraber işlettikleri Çağlayan Şarküteri’de sorularımızı yanıtlayan Hasan Çağlayan, süt üreticisinin hayvancılığı terk ettiğini ileri sürerek, “Dışarıdan sütte ithal etmeye başlayacağız” görüşünü dillendiriyor. Hasan Çağlayan’ın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

– Üretilen ürünleri kendiniz mi yapıyorsunuz?

Dışarıdan da alıyoruz. Ama yapabildiğimiz tereyağı, peynir, tulum peyniri, lor gibi çeşitleri yapıyoruz.

– Süt fiyatları son 2 yılda neden bu kadar çok arttı. Pandemiden öncesi ve şuan ki fiyatların değerlendirmesi nedir?

Bütün Dünya piyasası birbirine bağlantılı. Sütün artış nedeni yem fiyatlarının, mazotun, işçi ücretlerinin dolayısıyla artışların oranında süt fiyatları da arttı. Şu an baktığımızda süt fiyatının daha yüksek olması gerekiyor. Çünkü üretici şuan çok zor durumda. Süt üretimi azalmaya başladı. Böyle giderse biz sütü bile dışarıdan ithal edecek duruma geleceğiz. Çünkü dişi hayvanlar kesiliyor çok aşırı derecede bir kesim var. İnsanlar bu sektörden çıkıyorlar. Küçük de çıkıyor büyük de çıkıyor. Dolayısıyla süt bulamayacağız bu gidişle dışarıdan sütte ithal etmeye başlayacağız.

Bunun sebeplerine gelirsek yem fiyatlarının çok yüksek olması tarımın Türkiye’de yeteri derece de desteklenmemesi. Ondan ziyade stratejik bir planlama yapılıp boş toprakların, boş tarlaların faaliyete geçirilmesi gerekiyor.

Ülkede acil olarak tarım reformu yapılması gerekiyor. Bu reform Türkiye’nin her şeyine etki edecek. Tarım düzeldiğinde hayvancılıkta düzelecek. Hayvancılık düzeldiğinde piyasalara hareket gelecek bu da bizim temel ihtiyacımız. Arpa üretimi fazlalaştığında biz dışarıya para vermeyeceğiz bizim memleketimizde kalacak para. Arpa fiyatı yüksek olsa bile mu memleketin çiftçisi kazanacak.

– Şu anki satış fiyatlarınız ne durumda?

Çokta geriye gitmeyelim. Biz 1 yıl önce peyniri 40 liraya satıyorduk. Şuanda 100 liraya satıyoruz. Dışarıdan aldığımız peyniri 70 liraya satıyorduk. Şuanda 160 liraya satıyoruz. Tereyağı 60 liraydı 150 lira oldu. Fiyatlar neredeyse 3 katını geçti. Çünkü sütün fiyatı da 3 katını geçti. Ama biz iki tarafı da biliyoruz. Hem süt üretimini hem süt ürünleri satışını biliyoruz hem de tüketici kısmını biliyoruz. Bizim üç sektörde de ayağımız var. Süt fiyatları şu anda üreticiyi tatmin edecek şekilde değil. Para kazanamıyor. Şu anda Tarım Bakanlığının açıkladığı 8.5 lira fiyatta süt satışı yok.

Soğutulmuş sütlerin fiyatı 10 liranın üzerinde şuanda. Fabrikacılarla üreticiler bir araya geliyor yerel olarak. Buradaki bir A firması geliyor sütüne talibim diyor çünkü süt artık azaldı. Süt bulamıyor fabrikalar. Bulamadıkları gibi bunu da fiyat artırımına gidiyor. Normalde 8.5 liraya alacağı sütü 10.5, 11 liraya alıyor. Buna rağmen üretici bu süt fiyatından para kazanamıyor. Neden kazanamıyor? Mazot fazla, elektrik geçen sene 2.5, 3 bin lira elektrik faturası öderken 9,10 bin lira elektrik faturası ödüyor. Şuanda 8,10 bin lira işçi parası ödüyor. Üst üste maliyetler arttığı için süt fiyatı ne kadar artarsa atsın bundan para kazanma aşamasına geçemiyor. Tarım Bakanlığı’nın bir an önce buna el atıp bir süt paritesi yapması lazım. Bir kilo sütle bir buçuk kilo yem alabilmesi lazım üreticinin. Bu yoldan gidilmesi lazım. Ama maalesef Tarım Bakanlığımızda uyuyor. Kör olmuş gözleri de görmüyor. Oradaki müsteşardır, şube müdürleridir bunlar kendi aralarında dışarıya kulak vermeden bir karar alıp onu uygulamaya geçiriyorlar. Kimse Tarım Bakanlığından ya da Tarım İl Müdürlüğünden gelip de senin derdin ne kardeşim sen bizden ne istiyorsun ya da senin para kazanman için ne yapmamız lazım diye soran yok. Tarım Bakanı buraya geldiğinde dört tane çiftlik sahibini çağırıp arkadaş sizin derdiniz nedir diye sormuyor. Bu yüzden ilerleyemiyoruz.

– Ürettiğiniz kaç çeşit peynir ya da tereyağı var?

İki çeşit tulum peynirini ve normal salamura peynirini üretiyoruz. Tereyağını üretiyoruz. Lor kesik diye tabir ettiğimiz peyniri üretiyoruz. Tereyağı tek çeşit tuzsuz olarak üretiyoruz. Ürünlerimizde herhangi bir katkı maddesi bulundurmuyoruz. Kesinlikle doğaldır. Dışarıdan aldığımız ürünleri de özenle tadına ve içeriğine bakarak alıyoruz. Evimde yemediğimiz bir şeyi bu dükkana sokmuyorum.

– Bazı şehirlerin kendilerine özgü yoğurdu veya peyniri oluyor. Afyona özgü bir şey var mı üretimini yaptığınız?

Salamur peyniri her yerde yapılır ama bizimde yapma şeklimiz mayalamamız Afyona özel. Mayalaması direk süt işlemden sonra çok az bir maya atılır. Süzekte bekletilir. Taşın altında presse yatırılır. Çıkan peynir direk tuzlu suya yatırılır. 2.5-3 ay orada bekler. Bu sütten insana geçen hastalıkların önüne geçmek için. Peynirden brusella hastalığı insana geçer. Hayvanda eğer bu hastalık varsa bu da peynirlerden insana geçer. Bunun önüne geçmek içinde salamur yani tuzla suda olgunlaşması beklemesi lazım.

– Hastalık durumları süt içinde geçerli. Kaktı maddeleri konusunda ne düşünüyorsunuz?

Süt toplama olayları çok sıkıntı durumlar. Köylerden süt toplanır. Köylüler kapılarının önüne koyuyorlar. Özellikle yaz aylarında kapının önünde sıcakta güneşin altında plastik kapların içinde bekliyor. Ta ki sütçü onu gelip alana kadar. Sütteki bakteri oranı fazlalaşıyor. İnsan sağlığına tamamen zararlı. Bunu bertaraf etmek için bazı maddeler kullanılıyor sütçüler ve süt toplayıcıları. Fabrikalar pastörizasyon yapıyor. Dolayısıyla o içilen sütlerin de hiçbir kıymeti kalmıyor. Beyaz su içiyoruz.

– Afyon’un gastronomi kenti olmasıyla süt sektörünün nasıl bir katkısı var?

Manda kaymağı özellikle tescilli. Afyon kaymağını hakikaten Türkiye biliyor artık. Dolayısıyla Afyon denilince sadece süt değil et ve sucukta bunun önünde. İstanbul’un et tüketiminin çoğunluğunu Afyon karşılıyor. Kesimhanelerden her hafta 2 gün İstanbul’a et gönderiliyor. İstanbul’da Türkiye’nin kalbi zaten. Afyon eti, Afyon sütü, Afyon kaymağı meşhur. Buraya turistlik amaçlı gelen insanlarda özellikle durup afyon’un lezzetlerini alıp gidiyorlar. Gastronomi Şehri olması çok uzun yıllara dayanıyor aslında. Bizim dedelerimizin emekleri. Biz dedelerimizin kaymağını yiyoruz. Bu gurur verici bir durum. Bunların takip edilmesi ve tescillerinin alınması lazım.

Bizim tarhanamız var. Afyon tarhanası. Özellikle kendi evimizde yapıyoruz bunları. Uşak tarhanasına benzemez. Kendine hastır. Bunlarında tescillenip literatüre girmesi gerekiyor.

– Satışlarınız ne durumda. Talep durumu nedir. En çok ne satılıyor?

Hepimizin ihtiyacımız olan peynir, yoğurt, tereyağını almak zorundayız. Yumurtayı almak zorunda insanlar. Geçen sene benden bir kilo peynir alan insan, bugün yarım kilo peynir istiyor. Alım gücü düştü dolayısıyla insanlar boğazından da kısmaya başladılar. Zeytinyağı mesela Manisa’dan kendi dostumuzdan getirtiyoruz. Geçen sene biz burada 50 TL’ye satıyorduk. Bütün gıda sektörünün içerisinde bulunan her şey aşırı derecede zamlandı.

Asgari ücret bir fayda vermedi. 2 bin 800 lirayken insanlar peynirini, yağını, yoğurdunu alıyordu. Şimdi 5 bin 500 oldu şu anda insanlar zorlukla alıyorlar. Dolayısıyla dar boğazda geçiyor bu günler. Asgari ücretin artması bizim için bir şey değiştirmeyecektir. Zamlanmasın ama fiyatlarda artmasın artık. Yurdanur Mergen (Özel)

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM