• DOLAR
    $1.878,75
  • EURO
    $0,3773
  • ALTIN
    $23.877,03
  • BIST
    1,0172
Bir ruha hayat  veren Sarı Zeybek

Bir ruha hayat veren Sarı Zeybek

Sarı Zeybek olarak bilinen Afyonkarahisarlı İhsan Gürışık, Türk kültüründe en sevilen danslardan biri olan Zeybek dansı hakkında genel bilgiler ve görüşlerini gazetemize anlattı. Gürışık, “Zeybeklik kurumunda dans, korkunun yenilmesi, cesaretin parlatılmasıdır” dedi.

Afyonkarahisar’da yaşayan ve şehirde zeybeklik kültürünü yansıtan nadir kişilerden biri olan dans eğitmeni İhsan Gürışık, halk oyunları serüvenine nasıl başladığı, zeybek dansı, zeybeklerin giyim tarzları ve zeybek kültürünün oluşumu gibi konularda görüşlerini ve düşüncelerini, AfyonŞehir Gazetesi’nden Ömer Koçak’a anlattı. Çalışma hayatının yoğunluğundan dolayı sorularımızı yazılı şekilde cevaplandıran Gürışık, sadece zeybek oyunu değil halk oyunlarının birçok dalı ve latin menşeli bachata, salsa, tango, flamenko gibi dansların da eğitmenliğini yapıyor. Gürışık, eğitimlere ise büyük bir ilginin olduğunu ve bu ilginin de giderek arttığını dile getiriyor.

‘PROFESYONEL OLARAK EĞİTİM ALDIM’

Halk oyunlarıyla ilk tanışma hikayesiyle röportaja başlayan Eğitmen ve Zeybek İhsan Gürışık, “Çocukluktan gelen ilgi ve alaka ile özellikle aile büyüklerini düğünlerde özel gecelerde rol model almakla bu tutku başladı. Özellikle anneanne ve dayılarımı rol model olarak kabul ettim. Onlardan öğrendiğim bilgi ve becerilerle daha sonra 2010 yılında üniversitede profesyonel olarak eğitim alıp dans etmeye devam ettim” dedi.

SARI ZEYBEK KİMDİR?

Kendisinin de sarışın olması sebebiyle Afyonkarahisar’da Sarı Zeybek olarak tanınan İhsan Gürışık’a kısaca kendisini tarif etmesini istediğimizde Gürışık cevap olarak, “Zeybek olmaya çalışan, zeybeklik kurumuna yaraşır şekilde hareket etmeye çalışan, sadece dans olarak değil duruş, giyiniş, görünüş,  olarak da kendine dikkat eden, elinden gelen yardımı esirgemeyen, el uzatana koşan, bu kuruma yaraşır şekilde hareket eden ve hayatını da kuruma yaraşır şekilde temsil etmeye çalışan kişidir” şeklinde karşılık verdi. Gürışık, “Aynı zamanda bildiklerini de kişilere ve gelecek nesillere aktarmaya çalışan eğitmen olma yolundadır” diye de ekledi. Ardından hayat hikayesinden bahseden Gürışık, “Afyonkarahisar’da 1992 tarihinde doğan İhsan Gürışık ilkokul, ortaokul ve liseyi memleketinde okudu. Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde okurken okulun 2010 yılında  kültür ve sanat kulübü halk oyunları topluluğunda görev aldı. Daha sonra 2011 yılında halk eğitim bünyesinde il ve yöre ile ilgili eğitimlere katıldı ve bu süre içerisinde bir çok gençlik spor kulüplerinde yarışmalara, festivallere ve özel programlara katıldı. 2021 yılında  Gençlik Ve Spor Bakanlığı tarafından açılan antrenör eğitim programına katılıp başarı ile bitirip  antrenör olarak eğitimlere başladı. 2022 yılında Latin danslar ve klasik danslar üzerine eğitim alıp, sınavlarını başarı ile tamamlamış olup faal olarak eğitim almaya ve eğitim vermeye devam etmektedir” diyerek kendini özetledi.

‘ZEYBEK, BİR RUHUN YAŞATILMASIDIR’

Zeybek dansının ve kültürünün oluşumundan bahseden Sarı Zeybek İhsan Gürışık, “Zeybek ve zeybeklik Ege halkının antik çağa uzanan yaşama biçimidir. Bu kültür yoksulun kimsesizin yanında olan, zulme başkaldıran bir kahramanın kendine özgü davranış biçimlerini, gelenek-göreneklerini , giyim tarzlarını türkülerini ve danslarını içerir. Milli mücadelenin sembolü olan insanlar 16’ıncı ve 17’inci yüzyılda kendilerini gösteriyorlar ve günümüzde de o kültürün uzantısı olarak zeybeklik hala yaşamaktadır. Zeybeklik kurumunda dans, korkunun yenilmesi, cesaretin parlatılmasıdır. Günümüzde zeybek dansları insanın kendini ifade etmesidir. Hareketler ile doğruluğu, dürüstlüğü, mertliği, yani toplumun özlemini çektiği tüm kavramları ifade eder, yansıtır. Çok fazla çeşidi vardır ve çok zengin bir yapıya sahiptir. Toplamda 5-6 hareketten öteye geçmez fakat çeşitlenir. Diz vurma, parmak şıklatma, havada zıplama, çökme. Bu hareketler cesaretin, kararlılığın ve duruşun simgeleridir. Zeybeklik kurumu, yaşadığı dönemlerde dağlarda yaşayan insanları kapsıyordu. Modern Türkiye Cumhuriyeti kurulmasından sonra zeybeklik, dans olarak sürdürüldü ve bu danslar hem erkekler hem de kadınlar tarafından aynı konuları aktarmak için yapılıyor. Ayrıca kadınlarımız kendilerini ifade etme aracı ve sosyal dans olarak zeybek oynuyorlar. Bence Zeybek sadece bir halk oyunu değil, bir ruhun yaşatılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

ZEYBEK DANSI HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Zeybek dansının türlerinden bahseden Gürışık bunları Ağır zeybek, Kaşıklı zeybek, Teke zeybeği ve Kırık zeybek şeklinde sıraladı. Afyonkarahisar’a özgü halk oyunlarının isimlerini sayan Sarı Zeybek, “Afyonkarahisar’da en fazla oynanan oyunların isimleri Afyon zeybeği (Çaykenarı zeybeği),Arpalıktan arpa biçer, Bas bas zeybeği, Acem kızı, Bak şu kaşa, Dambaşı, Denizkızı zeybeği, Develi zeybeği, Efelerin uşağı, Gaydalama (Çorabını ördüğüm), Hatçam, Haydi güzelim, Hezin hezin (kırık hava), İğde dalları, Minarenin alemi, Osmanlı zeybeği, Sandıklının biberi gibi oyunlardır” dedi. Bilinen en meşhur efelerden de söz eden Sarı Zeybek, “Yörük Ali Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Demirci Mehmet Efe, Zalım Himmet Efe, Mestan Efe, Atçalı Kel Mehmet Efe, Molla Ahmet Efe, Saçlı Efe, Gökçen Efe, Çakırcalı Mehmet Efe, Ilgın Efe, Çete Süleyman Efe gibi isimler en bilinen efeler arasında yer alıyor” dedi.

ATATÜRK’ÜN ZEYBEKLİĞE BAKIŞ AÇISI

“Zeybeklerin Milli Mücadele sürecinde gösterdiği yaklaşım dışında, zeybek oyununu da beğenen Mustafa Kemal Atatürk, savaştan yeni çıkan milletin kahramanlık dansı özelliğine sahip olan zeybek oyununun milli bir dans olmasını istemiştir” diyerek Atatürk’ün zeybekliğe bakış açısını da dile getiren Sarı Zeybek Gürışık, “Uzunca bir süredir zeybek oyunlarını derleyen beden eğitmeni, spor yöneticisi Selim Sırrı Tarcan, zeybeği her yerde ve kadın–erkek beraber oynanabilecek bir düzen haline getirmiş. Atatürk’ün İzmir’e yapmakta olduğu bir seyahatte de “Tarcan Zeybeği” adını verdiği yeni oyununu Atatürk’e sunmuş, Atatürk ise bu zeybek oyununa büyük bir ilgi göstererek memnun bir şekilde izlemiş” şeklinde bahsetti. Atatürk’ün izlediği zeybek oyunu ile ilgili görüşünden de bahseden Sarı Zeybek Atatürk’ün, “Hanımefendiler, Beyler; Selim Sırrı Bey, zeybek raksını ihya ederken, ona bir şekl-i medeni vermiştir. Bu sanatkâr üstadın eseri hepimiz tarafından seve seve kabul edilerek millî ve içtimai hayatımızda yer tutacak kadar tekemmül etmiş, bediî bir şekil almıştır. Artık Avrupalılara, bizim de mükemmel bir raksımız var, diyebiliriz. Bu oyunu salonlarımızda, müsamerelerimizde oynayabiliriz. Zeybek dansı bu şekli ile her salonda kadınla beraber oynanabilir ve oynanmalıdır” sözünü de hatırlattı.

ZEYBEKLER NASIL GİYİNİYORDU?

“Zeybek giysileri çok zengin ve çeşitlidir. 19 yy. zeybek giyimi ve son dönem zeybek giyimi diye sınıflandırabiliriz” diyerek sözlerine devam eden Gürışık, “Zeybek kostümlerini ilk defa 1830’lu yıllarda yabancı gezginler tarafından yapılan gravürlerden görüyoruz. O günden bugüne çok değişik tarzda zeybek kostümleri var. Temel olarak kostümlerde başta önemli değişen bir başlık, gövdede cepken, camadan ama esas zeybek kostümlerinin önemli yanı bellerinde taşıdığı silahlık ve silahlar… İhtiyacı olan tüm aksesuarlar, para kesesi, çubuklu maşa, saat kösteği tüm her şey burada taşınıyor. Önemli özelliklerinden bir tanesi düşük belli bağlanan zeybek poturudur. Genişliği en az 3 metredir arkada top gibi toplanır, minder görevi görür. Aslında zeybeğin ata binişlerinde geniş ağa ona kolaylık sağlar. Zeybek poturunun bağlanış biçimi çok önemlidir. Bu potur tam kasıktan bağlanır. Kuşakla kasık arasına zeybeğin içine giydiği  beyaz gömlek görünür. Bunun nedeni ise zeybek tüm ihtiyaçlarını görebilmek için her zaman silahlığını çözüp silahlarını bırakmaz ama kasıktan bağlı olan potur gayet rahatlıkla çözülebilir. Başlıkta 19’uncu yüzyıl başlıklarında yüksek, uzun ve görkemli, görenleri ürkütecek şekilde etrafında ipekten  bezler sarılmıştır.  Daha sonradan bunların yerini oyalı yazmalar almış. Dağa çıktıkları zamanlarda yakınları ve sevdikleri, en güzel oyaları zeybekler için yaparlar. Zeybekler bu oyaları başlarında ki fese dolayarak gururla taşırlar ve o zeybeklik kurumunda bulunan diğer kızanlar bu oyaların kimden geldiğini de bilir. Bunlar iğne oyacılığının en görkemli örnekleridir.  Doğada bulunan tüm çiçeklerin iğneyle iplikle yeniden yaratılmasıdır. Bu zeybek için çok önemlidir. Ona uğur getirir, sevdiğini her zaman hatırlar, sevdiğini başının üstünde taşır” şeklinde bilgiler verdi.

HALK OYUNLARI SANATSAL FAALİYET Mİ, SPORTİF FAALİYET Mİ?

Son olarak yıllardır tartışılan bir konu olan halk oyunlarının sanatsal mı yoksa sportif bir eylem mi olduğu tartışmasına da değinen Sarı Zeybek, “Bence Halk Oyunları çalışmaları sosyal ve kültürel bir faaliyet olarak, eğitim ve öğretimin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Halk Oyunları bir spor faaliyeti değil, eğitim ve öğretimde değerlendirilen bir kültür faaliyetidir” şeklinde görüş belirtti.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM