• DOLAR
    $1.980,39
  • EURO
    $0,3812
  • ALTIN
    $24.505,83
  • BIST
    1,0260
Bilim hakikati arama girişimidir

Bilim hakikati arama girişimidir

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) ve Zafer Teknopark iş birliği ile düzenlenen Mühendislik Alanında TÜBİTAK 1001 AR-GE Projesi Hazırlama Eğitimi Programı başladı.

70 farklı üniversiteden 240 katılımcıyla çevrim içi olarak gerçekleştirilen programa TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş ve AKÜ TTO Koordinatörü Prof. Dr. Tayfun Uygunoğlu ile birlikte birçok üniversiteden akademisyen katıldı.

Programın açış konuşmasını yapan AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, proje hazırlama kabiliyetinin arttırılmasının TÜBİTAK ve üniversiteler için en önemli hedeflerden birisi olduğunu dile getirdi. Bu hedeflerin proje hazırlama kabiliyeti ile sınırlı olmadığını da belirten Karakaş, “Bu konuda bir farkındalık yaratma, bir bilinç oluşturma da önemlidir. Bilimin hakikati arama girişimi ve çabası olduğuna dair kısa bir tanımlaması vardır ki bu gerçekten doğru bir yaklaşımdır. Bilim, hangi alanda ve hangi branşta olursa olsun gerçeğin arayışıdır. Bununla beraber neyi aradığımız da çok önemlidir. Bu kadar önemli bir başka husus da vardır ki, o da neyi aradığımız ve nasıl aradığımızdır. Bu sorulara doğru cevaplar verebilirsek, araştırmanın yapılandırılmasında önemli bir yol katetmiş oluruz. Çünkü araştırmanın temeli problemle başlar. Gerçeği arama noktasında bir probleminiz varsa, neyi aradığınızı biliyorsunuz demektir. Ancak bu aradığınız şeyi plan, program ve yöntem ile ortaya çıkartabiliriz. Bu tür toplantılar da nasıl arayacağımıza dair kabiliyetimizin arttırılması hedeflenmektedir” dedi. Akademinin olmazsa olmazlarından birisinin araştırma olduğunu kaydeden Karakaş, “Çünkü akademi üç ayak üzerine oturmaktadır. Bunlardan birisi de araştırmadır. Araştırmanın bilinçli ve planlı olması oldukça önemlidir. Ben bu programa katılan tüm akademisyenlerin ve bilim insanlarının bu bilinçte olduğunu ve böyle bir farkındalık içerisinde olduğunu düşünüyorum. Böyle bir farkındalığın yanında bir de kabiliyetin arttırılması, yöntemin, nasıl araştırılacağının, araştırmanın nasıl yapılandırılacağının peşinden koşulması çok daha önemlidir” şeklinde konuştu.

TÜBİTAK ULUSLARARASI SÜREÇLERE KATKI VERİYOR

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ise çıktı ve etki odaklı süreçlerde bilimsel ve teknolojik araştırma projelerinin süreçleri ile ilgili bilgiler verdi. Çıktı ve etki odaklı bir süreç yönetimini 2018 yılından beri gündemde tuttuklarını dile getiren Mandal, konuşmasında şunları kaydetti: “Şu an genel olarak biz ne yapmaya çalışıyoruz? Biz derken aslında ekosistemin bir bütününü kast ediyorum. Sadece Türkiye odağında değiliz. Çünkü Türkiye artık süreçleri kendi ulusal sisteminin ötesinde uluslararası süreçlerle de birlikte götürmeye çalışıyor. Buradaki yaklaşım tarzımıza da değinmem gerekirse; en temel araştırmadan, en uygulamalı noktaya geçen süreçte, beklentimizin noktası, doğrusal yenilik diye bahsettiğimiz süreçten, bilgiyi üreten yapıdan yani siz akademisyen araştırmacı hocalarımızdan, bunun kullanıcıya dönüşümüdür. Bu kullanıcı bir özel sektördür, bir sanayidir, bir kamudur. Buradaki bakış noktamızı, geçmiştekinden farklı olarak, mümkün olabildiğince tek taraflı bir ilişkiden daha çok çift taraflı bir ilişkiye dönüştürmeye çalışıyoruz. Çünkü çıktı ve etki oluşturmak istiyoruz. Bir araştırma kapasitesinin geliştirilmesinin ötesinde, araştırmanın değer zincirinde çıktı ve etkiye dönüşümdür. Karşılaşılan güçlüklerin, problemlerin sadece teknoloji boyutunda olmayabileceği, bu yüzden teknoloji odaklı yenilikten sistematik bir yeniliğe doğru bir dönüşüm. Bunun anlamı da birçok disiplinin birlikte çalışma gerekliliği ve zorunluluğu olmaktadır. Süreçlerimizi de bu kapsamda geliştirirken yapmak istediğimiz ve artık memnuniyetle ifade ediyorum ki, bir şeyleri önceden geçmişte takip ederken şu anda mesela Avrupa Birliği süreçlerine katkı verebilen duruma doğru dönüşümde bir katkımız var. Bu da iş birliği sürecini birlikte geliştirme sürecine doğru dönüşümdür. Yaşamış olduğumuz Covid dönemi de bunun en önemli göstergelerinin arasındaydı. İş birliği yapma noktasında her bir araştırmacının, kurumunun kendi görevi var. Kendi görevini yaptığı sürecin doğal olarak başarıya ulaşması bekleniyor. Ama böyle bir gerçek kolay değil. Dolayısıyla bakış noktamız, sürecin sonunda bir çıktı ve etki oluşmuyorsa, bireylerin kendi başına görevini yapmış olmasının yeterli olmayacağı bir yaklaşım.”

PROJELERİN KOORDİNASYONUNU GERÇEKLEŞTİRİYORUZ

Türkiye’nin Ufuk Avrupa programına çok daha kuvvetli bir şekilde hazır olduğunu dile getiren Mandal, “2019 yılına kadar Türkiye’den, Avrupa’yı koordine eden proje sayısı 7 iken son 2 yıl içerisinde bu çabalarla 29 projeye çıktı. Bu yetmez tabi. 2006 yılından bu yana 7 olan sayı son iki yılda 29’a çıktı. Hocalarımız, araştırmacılarımız artık sadece ortak değil, projelerin koordinasyonunu da gerçekleştiriyorlar ya da büyük çaplı firmaların ve üniversitelerin koordinasyonunu yürütebiliyorlar” ifadelerini kullandı.

DESTEK ALAN PROJE ÇIKTIYA DÖNÜŞMÜYORSA YENİ PROJE DESTEKLENMEZ

2020 yılında ek puan kriterleri diye bir kavram getirdiklerini açıklayan Mandal, “Birincisi; proje bizden daha önce destek almışsa ve o almış olduğu destekten bir çıktıya dönüştüremiyorsa yeni bir projenin desteklenmesi neredeyse mümkün değil. Orada da belli eşit bir puanımız var. Bizim o eşit puanı geçmiş olsa dahi proje eksi puandan dolayı aşağı düşüyor. Dolayısıyla bizlerden sürekli proje alıp yeterince çıktı performansı oluşturulamıyorsa bizden yeni bir proje daha alması neredeyse imkânsız hale geliyor. İkincisi; çağrılı bir ilişki kurulmasını istiyoruz. Sadece ulusal programlar değil, uluslararası programlarla da Ufuk Avrupa’ya başvurulmasını önemsiyoruz” şeklinde konuştu.

BİZ SİZLERİN BEYANINA İNANIYORUZ

Proje öneri sisteminde yenilik getirdiklerini ifade eden Mandal, proje önerisinde yapılan değişiklikleri açıklayarak şunları söyledi: “Geçen sene başlatmış olduğumuz önemli bir yenilik ise geçmişte birçok belgeyi sizin projenizin öneri aşamasında sisteme yüklenmesini bekliyorduk. Ortaklık varsa fikri mülkiyet sahipliği, sağlık, veteriner ya da sosyal bilimlerle alakalı bir projede etik kurulu onay belgesi, birtakım kurumlardan izin alınması ve destek mektupları istiyorduk. Şu an biz sizlerin beyanına inanıyoruz. Bunlar varsa tabii ki sistemin içine dâhil edilmesini isteriz ama bu bir zorunluluk değil. Proje kabul edildikten sonra bunların sağlanmasını elbette istiyoruz. Proje öneri aşamasında geçmişte bunların sunulmaması projenin elenmesine neden oluyordu. Şimdi böyle bir şey söz konusu değil. Beyanınızı lütfen kuvvetli hale getirin. Yani etik kurulu belgesinin alınmasına dair farkındalığınızın olduğunu ve bununla ilgili süreci nasıl yöneteceğinizi söyleyin.”

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM