Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
02 Temmuz 2020 - Perşembe 09:46 Bu yazı 78 kez okundu
 
ÇAMAŞIR GÜNÜ
N. Sait Ekici
 
 

 

   İnsanoğlunun vücudu olsun, elbiseleri olsun, kullandığı eşyalar olsun zamanla kirlenir. Bu kirlenme için temizlik gerekir. Eskiden “esbap yuma” denince aklıma, üzeri isten simsiyah olmuş kazan, tokaç ve esbap daşı (esvap taşı) gelirdi. Evin hanımı bir gün önce hamur katar, esbap yur ve ertesi gün hamama giderdi. Bu, en fazla on beş günde bir tekrarlanırdı. Çamaşır yıkama, sabah ezanlarıyla başlar, “gara yassı” ya kadar devam ederdi. Çamaşır için koca bir gün ayrılırdı...

*

   Çamaşır için ayrılmaz üçlü: Esvap taşı, tokaç ve kazan idi… Tokaçın sağlam olması için, gürgen ağacından yapılan tercih edilirdi. Tokacın iki görevi vardı. Birincisi çamaşırları dövüp kirlerinin çıkmasını sağlamak; ikincisi de komşuya kavgaya giderken silah olarak kullanmak... Kadınların en büyük silahı tokaçtı. Evler tek katlı, hep birbirine bitişik…Her evde en azından üç- beş çocuk var. Böyle olunca, arada-sırada çocukların kavga etmeleri kaçınılmaz olurdu. Çocuğun birisi başka bir çocukla kavga edip eve ağlayarak gelirse, annesi hemen kapının arkasından tokacı alıp, kavga ettiği çocuğun evine kavgaya giderdi. O yüzden mahallelerde kavgasız-gürültüsüz gün geçmezdi.

*

   ESBAP  DAŞI

   Çamaşır yıkamanın olmazsa olmazı esvap taşı idi. Bazıları ağaçtan dört ayak üzerine masa gibi yapılmış olan “esbap eşşeği” adını verdikleri yerde yıkasalar da, bunu az kişi yapardı. Her evde genellikle büyük veya küçük “esvap taşı” bulunurdu. Bu taşlar Bolvadin Üçhüyük Bölgesi’ndeki “Durayeri” denilen yerden, antik Bizans kalıntılarından getirilen dört köşe düzgün taşlardı. Avluya veya evin uygun yerine yerleştirilen bu taşların görevi, çamaşır yıkamanın yanı sıra, çocuk yıkamak için de kullanılırdı. Taşın üzerine oturtulan çocuk, burada güzelce yıkanırdı.

*

     Evlerde su yok…Bir gün önceden bakır kovalarla ve testilerle sokaktan sular çekilir, arkasından ocağın altına odunlar hazırlanır, saycak (sacayağı) üzerine konulan kazanın içi su ile doldurulurdu. Deterjanın adı bilinmiyor. Çamaşırın kirini ne çıkaracak: kil, sabun ve soda… Kil, bazen eşeğinin heybesine yüklemiş sokak satıcılarından alınır, bazen de çarşıdaki esnaf dükkanlarından alınırdı. Neredeyse her bakkal dükkanı, kil de satardı. Kil, bir gün önceden bakır bir kabın içine konup ıslatılır, ertesi güne kadar merhem gibi olurdu.

*

    Sabahın köründe kalkan evin hanımı, ocağı yaktıktan sonra esvap taşının üzerine, ıslatarak önce karalıları, sonra beyazlıları, en üste de iç çamaşırı ve tülbent gibi çamaşırları yığardı. Her koyduğu çamaşıra biraz kil sürer, biraz da soda ekerdi. Yığılan çamaşırın boyu neredeyse bir metreye varırdı. Kadın, kaynayan kazandaki suları döker, tokaçlar, işi biten çamaşırı sıkıp tekneye koyardı. Ekmek teknesinin, çamaşırları çeşmeye durulanması için götürülme görevi de vardı. İki veya dört kurnası da, güldür güldür akan çeşmenin hatılında durulanan çamaşırlar, tertemiz sakız gibi olurdu. Kimyasal madde olan deterjan kullanılmadığı için, ellere bir şey olmaz, sadece garcığırdı. Bazıları çamaşır için ücretli kadın da tutarlardı.

 

 

 
Etiketler: ÇAMAŞIR, , GÜNÜ,
Yorumlar
Resmi İlan

               

Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Öne Çıkanlar
Alıntı Yazarlar
Afyon
Az Bulutlu
Güncelleme: 15.08.2020
Bugün
14° - 29°
Pazar
14° - 30°
Pazartesi
13° - 30°
Afyon

Güncelleme: 15.08.2020
İmsak
04:33
Sabah
06:05
Öğle
13:07
İkindi
16:54
Akşam
20:00
Yatsı
21:26
Arşiv Arama
Haber Yazılımı