301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
30 Kasım 2019 - Cumartesi 11:03 Bu haber 36 kez okundu
 
Bir fincan bir ömür anılarımıza tanık oluyor
Afyonkarahisar’da çekirdekten çekilerek taze hazırlanan kuru kahve denilince ilk akla gelen ve 1972 yılından bu yana kuşaktan kuşağa aktarılarak devam eden Büge Kurukahve’nin üçüncü kuşak temsilcisi Halil Kocaşaban ve kayınpederi Ömer Büge, yıllardır Afyonkarahisar’lı vatandaşlara ve şehre uğrayanlara hizmet ediyor.
Yaşam Haberi


Kahvaltılardan, yemeklerden sonra bir fincan keyif pek çok kişi için bir gelenek. Kısacık buluşmalarınız, anlamlı günleriniz ya da misafirlerinizi ağırladığınız zamanlarda başrollerden biri onun. ’40 yıl hatırı var’ yüzyıllardır en samimi, en sıcak anlarımıza tanık oluyor.

Bir fincan kahve. Hayatımıza keyif katan Türk kahvesinin, sağlığınız için de çok faydalı olduğunu biliyoruz. Dünyada telvesiyle ikram edilen tek kahve türü olan Türk kahvesi, pişirme tekniğiyle birçok mucizeyi barındırıyor. Osmanlı döneminde ilk defa Yemenli bir vali tarafından saraya getirilen, ilk zamanlarda çorba gibi taslarda içilen kahve, ilerleyen dönemlerde ise bugün olduğu fincanlarda içilmeye başlanmış. Türk kahvesi kararında tüketildiğinde sağlığa faydası çok. Kahvenin faydalarından bahseden Ömer Büge; “Ölçüyü kaçırmadan tüketilen, Türk kahvesinin bir çok sağlık yararı var. Taze Türk kahvesinin astımdan, baş ağrısına, karaciğerden, safra taşına, konsantrasyon ve selülitlere kadar yarar sağladığını biliniyor.”

Büge, sözlerine şöyle devam etti; “Her gün düzenli olarak Türk kahvesi içenlerde uzun yaşama oranının daha yüksek olduğuna işaret ediliyor. Kahvenin içeriğindeki antioksidan kalp sağlığına iyi geliyor. Günde 1 fincan Türk kahvesi kalp dostu. Araştırmalara göre  düzenli olarak Türk kahvesi içenlerde kalp ve lenf damarlarının iç yüzeylerindeki hücrelerin onarılmasıyla kalp rahatsızlığına yakalanma riskinin daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Türk kahvesinin içeriğindeki kafein tansiyonu kısa süreli olarak yükseltirken uzun vadede düzenli olarak belirli dozda içildiği takdirde zararlı bir etkisi bulunmuyor. Ayrıca yapıyı onararak yüksek tansiyonun olası etkilerini engelliyor. Düzenli olarak içilen günlük kahve Tip 2 diyabete yakalanma riskini yüzde 23 oranında azaltıldığı söylendi. Kafein, karaciğer yağlanmasına çok iyi geliyor ve iltihabı azaltıyor” dedi.

“Kararında için”

Büge faydalarının daha fazla olduğunu belirterek kararında tüketilmesi gerektiğini belirtti. Büge;“Günde bir fincan kahve içenlerde karaciğer yağlanması daha az görülüyor. Ama kahvenin de aşırı tüketiminden kaçınılması gerekiyor. Aksi halde sağlığa fayda yerine zarar veriyor. Kafein nedeniyle günlük 3 fincandan fazla tüketmeyin. Özellikle kadınlarda oluşma riski yüksek olan safra taşlarının günde 3 fincan kahve içen kadınlarda içmeyenlere göre yüzde 25 daha az görüldüğüne işaret ediliyor. Yapılan araştırmalar kahvenin, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığının önüne geçtiğini ortaya koyuyor. Düzenli olarak alınan kafein, bilişsel faaliyetlerdeki azalmayı geciktiriyor. Sabah saatlerinde içilen bir fincan şekersiz kahve zihinsel fonksiyonları destekleyerek yoğunlaşma kabiliyetini ve ezber gücünü artırıyor. Kakao oranı yüksek bir çikolata ile birlikte tüketildiğinde ise bu yeteneği daha çok artırdığına işaret ediliyor” ifadelerini kullandı.

 

 

 

Kansere yakalanma riskini azaltıyor

Büge Kurukahve’nin Üçüncü kuşak temsilcisi Halil Kocaşaban ise; “ Kafein içeriği ile birlikte spordan yarım saat önce içilen Türk kahvesi spor esnasında yağ yakımını artırıyor. Adrenalin hormonu salgılatarak kalp ve dolaşım sisteminin uyarılmasını ve daha fazla enerji yakımını sağlıyor. Telvesi ile birlikte pişirilmesi şüphesiz ki Türk kahvesinin antioksidan kapasitesini artırıyor. Günde 1-3 fincan içilen Türk kahvesinin birçok kanser türünden koruyucu olduğuna işaret ediliyor.Türk kahvesi düzenli olarak günde 2 fincan tüketildiğinde kolon, göğüs ve rektal kanserine yakalanma riskini azaltıyor.Türk kahvesinin antioksidan özelliğinin olması cildin yaşlanmasını geciktirir, cildi ve bütün vücudu serbest radikallerin neden olduğu hastalıklardan korur. Kemikleri kuvvetlendirir yalnız yaşlıların aşırı şekilde kullanması kemik sağlığı için zararlıdır. Türk kahvesinin astım hastalığına iyi geldiği söylenmektedir” dedi.

“Zihinsel hastalıklara yakalanma riskini azaltır”

Kocaşaban kahvenin antioksidan özelliğinden dolayı solunum yolu iltihaplarını giderir diyerek sözlerine şöyle devam etti; “Bronşları açar. Parkinson başta olmak üzere zihinsel hastalıklara yakalanma riskini azaltır, zihni açar, belleği kuvvetlendirir. Diyabet hastalığına yakalanma riskini azaltır. Ağrı kesicilerin etkisini arttırıcı özelliği vardır, bazı uzmanlar ağrı kesicilerin etkisini %30 oranından arttırdığını söylemekteler. Depresyon, stres ve sinirsel hastalıklara karşı etkilidir, sinirleri yatıştırıcı özelliği vardır.Türk kahvesi baş ağrılarını giderir.Spordan yarım saat önce içilen Türk kahvesi yağları yakmayı kolaylaştırıyor” diyerek sözlerine son olarak kahvenin tarihi ile devam etti.

Padişah sarayda kadro açarak“Kahveci başı”istihdam etmiş

Kocaşaban; “Türk kahvesi, Türkler Tarafından keşfedilen kahve hazırlama ve pişirme metodunun adıdır. Özel bir tadı, köpüğü, kokusu, pişirilişi, ikramıyla kendine özgü bir kimliği ve geleneği vardır. Telvesi ile ikram edilen tek kahve türüdür. Öncelikle Arap yarımadasın da kahve meyvesinin kaynatılması ile elde edilen içecek, bu yepyeni hazırlama ve pişirme metoduyla gerçek kahve lezzetine ve eşsiz aromasına kavuşmuştur. Kahve ile Türkler sayesinde tanışan Avrupa uzun yıllar kahveyi, Türk kahvesi olarak bu yöntem ile hazırlayıp tüketmiş ve tüketmeye devam etmektedir. 1517 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi anlatmış ve padişahımız yemek sonrası sade kahve içmiş. Bir, üç, beş derken hünkârımız kahve tiryakisi olmuş. Öyle ki, sarayda kadro açarak “ Kahveci başı”  istihdam etmiştir. Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk Kahvesi adını aldı.  İlk olarak Tahtakale’de açılan ve şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahve ile tanıştı.  Günün her saati kitap ve güzel yazıların okunduğu, satranç ve tavlanın oynandığı, şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı kahvehaneler ve kahve kültürü dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu.  Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok tüketilmeye başlandı. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu. Kısa sürede, gerek İstanbul’a yolu düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri sayesinde Türk Kahvesinin lezzeti ve ünü önce Avrupa’yı oradan da tüm Dünya’yı sardı” diyerek sözlerini tamamladı.

Selçuk Taşkın özel

 

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Bir, fincan, bir, ömür, anılarımıza, tanık, oluyor,
Yorumlar
Resmi İlan

               

Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Öne Çıkanlar
Alıntı Yazarlar
Afyon
Yağışlı
Güncelleme: 12.12.2019
Bugün
-1° -
Cuma
-
Cumartesi
- 10°
Afyon

Güncelleme: 12.12.2019
İmsak
06:30
Sabah
07:58
Öğle
12:56
İkindi
15:22
Akşam
17:43
Yatsı
19:06
Arşiv Arama
Haber Yazılımı